Tarih: 21.02.2026 21:35

Kamu hastane kantinlerinde ihalesiz devir tepkisi

Facebook Twitter Linked-in

T.C. Sağlık Bakanlığı'na bağlı kamu hastanelerinde faaliyet gösteren kantinlerin, sözleşme süreleri sona erdikten sonra açık ihale yapılmaksızın USHAŞ A.Ş.'ye devredilmesi, kamu yönetimi ilkeleri açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir. Konu yalnızca ticari bir devir işlemi değil; kamu kaynaklarının nasıl yönetildiği, rekabet ortamının korunup korunmadığı ve kamu yararının gözetilip gözetilmediği meselesidir.

Yıllardır devlet ihale mevzuatı kapsamında düzenlenen açık ihalelere katılarak yüksek kira bedelleri ödeyen kantin işletmecileri, kamuya önemli miktarda gelir sağlamıştır. Bu işletmeciler, sözleşmeleri süresince yatırım yapmış, kredi kullanmış ve binlerce kişiye istihdam oluşturmuştur. Ancak mevcut uygulamada, sözleşme bitimlerinin ardından aynı alanların yeniden açık ve rekabetçi bir ihale sürecine çıkarılmadan devredilmesi, bu işletmecileri sistem dışında bırakmaktadır.

Uzmanlara göre açık ihale yapılmaksızın gerçekleştirilen devirler, şeffaflık ve rekabet ilkeleri bakımından soru işaretleri doğurmaktadır. Kamu taşınmazlarının değerlendirilmesinde temel ilke; eşitlik, açıklık ve en yüksek kamu faydasının sağlanmasıdır. Rekabetçi bir ihale süreci işletilmeden yapılan tahsislerin, devletin potansiyel kira gelirini azaltma riski bulunduğu ifade edilmektedir. Bu durum, kamu zararının oluşabileceği yönündeki endişeleri artırmaktadır.

Ekonomik boyutunun yanı sıra sosyal etkiler de dikkat çekicidir. Türkiye genelinde yüzlerce hastanede faaliyet gösteren kantin işletmeleri, yalnızca işletmecilerden ibaret değildir; bu işletmelerde çalışan on binlerce emekçi bulunmaktadır. Sözleşmelerin ihalesiz şekilde devredilmesi, mevcut işletmecilerin ve çalışanlarının iş güvencesini zayıflatmakta, küçük ve orta ölçekli esnafı belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır.

Kamu yönetiminde temel beklenti; kamu malının kişilere ya da kurumlara ayrıcalık tanınmaksızın, objektif ve denetlenebilir yöntemlerle değerlendirilmesidir. Devletin daha yüksek gelir elde etme imkânı varken daha düşük bedelli bir modelin tercih edilmesi, kamu vicdanında sorgulamalara yol açmaktadır. Bu noktada, devir işlemlerinin hukuki dayanağının ve ekonomik gerekçelerinin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerekliliği öne çıkmaktadır.

Sonuç olarak mesele, herhangi bir kuruma karşı duruştan ziyade; hukukun üstünlüğü, eşit rekabet koşulları ve kamu yararının korunması talebidir. Kamu taşınmazlarının açık ihale yoluyla, şeffaf ve rekabetçi biçimde değerlendirilmesi hem devletin gelirini güvence altına alacak hem de işletmeciler açısından adil bir zeminin oluşmasını sağlayacaktır.

Kamu yararını esas alan, şeffaflığı önceleyen ve tüm taraflar için eşit koşullar sunan bir uygulamanın hayata geçirilmesi, hem ekonomik hem de toplumsal açıdan güveni güçlendirecektir.

Sendikadan Sert Tepki

Konuya ilişkin bir açıklama yapan Kantin İşletmecileri İşveren Sendikası Genel Başkanı Okan Fırat, uygulamayı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.

Fırat açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Sağlık Bakanlığı'na bağlı kamu hastanelerinde faaliyet gösteren kantinlerin, sözleşme süreleri sona erdikten sonra açık ve şeffaf ihale yapılmaksızın USHAŞ A.Ş.'ye devredilmesi kabul edilemez bir uygulamadır.

Yıllardır devlet ihale kanunu kapsamında ihaleye girerek yüksek kira bedelleri ödeyen, devlete milyonlarca lira gelir sağlayan kantin işletmecileri bugün sistem dışına itilmekte; kamu alanları rekabete kapalı biçimde, çok daha düşük bedellerle devredilmektedir."

Fırat, söz konusu uygulamanın:

Şeffaflık ilkesine aykırı olduğunu,

Rekabet ortamını ortadan kaldırdığını,

Eşitlik ilkesini ihlal ettiğini,

Kamu zararına zemin hazırladığını savundu.

Binlerce kantin işletmecisi ve bu işletmelerde çalışan on binlerce emekçinin işsiz kalma tehdidi altında olduğunu belirten Fırat, yıllardır yatırım yapan ve kredi kullanan esnafın bir gecede sistem dışına itildiğini ifade etti.

"Kamu taşınmazları kimsenin özel tasarruf alanı değildir" diyen Fırat, şu soruları yöneltti:

İhalesiz devir hangi hukuki dayanağa sahiptir?

Devletin daha yüksek gelir elde etme imkânı varken neden düşük bedelli bir modele geçilmektedir?

Oluşacak kamu zararının sorumluluğunu kim üstlenecektir?

"Mücadelemiz Devlete Karşı Değil, Haksızlığa Karşı"

Sendika açıklamasında, taleplerinin ayrıcalık değil adalet olduğu vurgulandı:

"Bizim mücadelemiz devlete karşı değil; haksızlığa karşıdır.
Bizim talebimiz ayrıcalık değil, adalettir.
Bizim beklentimiz imtiyaz değil, eşit rekabettir."

Açıklamada ayrıca, yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmecilerin arkasında durulmayacağı da ifade edildi:

"Kirasını ödemeyen, yükümlülüklerini yerine getirmeyen, kamu düzenini ve toplum huzurunu bozan hiçbir işletmecinin arkasında durmayacağız. Devletimizin yanında olacak, kamu zararına yol açan her türlü uygulamayla birlikte mücadele edeceğiz."

Sendika, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere yetkilileri konuya müdahil olmaya davet ederek, kamu vicdanını rahatlatacak adımların atılmasını talep etti.

Sonuç: Şeffaflık ve Rekabet Talebi

Tartışmanın odağında, kamu taşınmazlarının nasıl ve hangi yöntemle değerlendirileceği sorusu yer alıyor. Kamu yönetiminde temel beklenti; kamu malının ayrıcalık tanınmaksızın, objektif ve denetlenebilir yöntemlerle değerlendirilmesi.

Açık, şeffaf ve rekabetçi bir ihale sürecinin hem devlet gelirlerini güvence altına alacağı hem de işletmeciler açısından adil bir zemini sağlayacağı ifade ediliyor.

Kamu yararını esas alan, şeffaflığı önceleyen ve tüm taraflar için eşit koşullar sunan bir modelin hayata geçirilmesi, hem ekonomik hem de toplumsal güven açısından belirleyici olacak gibi görünüyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —