Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen, İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu tarafından yürütülen ve Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) işbirliğiyle hazırlanan “Kültür ve Turizm Basın Elçileri Projesi”, 81 il ve yurt dışından 300’ün üzerinde gazeteci ve yazarı eğitimin üçüncü oturumda bir araya getirdi.
Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Tokuş’un moderatörlüğünde gerçekleşen programın açılış konuşmasını yapan TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, Basın Elçiler Projesi’nin amacının 81 ilde ve yurt dışında kültür ve turizm alanında doğru haberciliğin öğrenilmesi ve desteklenmesi olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Zakir Avşar…
Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zakir Avşar, haber etiği üzerine yaptığı konuşmada, gazetecilerin doğru ve tarafsız bilgi aktarmasının önemine vurgu yaparak, etik ilkelerin medya güvenilirliği açısından kritik olduğunu belirtti. Medya etiğinin sadece haberin doğruluğunu değil, aynı zamanda gazetecinin mesleki onurunu, haber kaynağını ve toplumun bilgiye erişim hakkını da koruduğunu ifade etti.
Avşar, özellikle hızla değişen dijital medya ortamında doğrulanmamış bilgilerin paylaşılmasının kamuoyunu yanıltabileceğini ve bu durumun uzun vadede medya kurumlarına duyulan güveni sarsabileceğini söyledi. Haberciliğin özünün objektiflik ve doğruluk olduğunu belirten Avşar, gazetecilerin etik kurallara bağlı kalmasının hem bireysel hem de kurumsal düzeyde sorumluluk taşıdığını vurguladı. Dijital medyanın hukuk ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.
Av. Cüneyd Altıparmak…
TİMBİR Başkan Vekili ve Güvenli İnternet Medya Merkezi (GİMER) Başkanı Av. Cüneyd Altıparmak ise yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Biz ‘nasıl bir yalan’ konusuyla ilgili meseleye bakmalıyız. Bir sitedez oturuyoruz komşumuz kapısımızı çalıyor ve çocuğunuzun asansöre sıkışıp öldüğünü söylüyor. Siz de bir panikle koşuyorsunuz ve çocuğunuzun iyi olduğunu görüyorsunuz. Bunu sürekli yapmaya başlıyor komşu ve bundan zevk almaya da başlıyor. Bu sizce suç mudur? Bu deneyin ilk bulgularına göre ilk başlarda suç olduğunu düşünenler sonra suç olmayabileceğini ardından tedavi edilmesi gereken bir durum olduğunu en sonunda ise pek çok kişinin hatırlamadığı sonucuna ulaşılıyor. Biz yalanı nereye kadar suç sayabiliriz? Yalan ne zaman suç olur tartışması şimdinin bir tartışması değil. İlk yalan haber konusu 1835 yılında New York Sun Gazetesi’nin ‘Ay’ın sakinleri’ haberidir. Ayda yaşam olduğuna dair güçlü kanıtlar olduğu yazılıyor ve 6 gün boyunca dizi şeklinde yayımlanıyor ve bunun bir yalan olduğu ortaya çıkıyor. Medya olmayan bir konuyu varmış gibi gösterebiliyor. Nazi Almanyasında ya da Vietnam’da yaşanan bazı olaylara baktığımızda da güç savaşlarında medyanın kullanıldığını görüyoruz. Gazze olaylarında da bunu gördük. Bazı medya organlarında ‘sivil hedefler de vurulabilir’ diye yazdı. Bazı metinler bize dayatılmaya çalışıldı. Bu her zaman olacaktır
İtibar Enstitüsü Başkanı Orhan Samast…
İtibar Enstitüsü Başkanı Orhan Samast da yaptığı konuşmada şu görüşleri bildirdi:
“İtibar konusu kolaylıkla karar verilip hızlıca çözülebilecek bir durum değil. Belli planlama yapılması gereken bir alan. Burada itibarı oluşturan ya da itibarı yerle bir eden bir kitleden yani medyadan bahsediyoruz. İtibar yönetimi nasıl yapılır dediğinizde itibarın önce nasıl oluştuğuna bakmak gerekiyor. Burada medya önemli bir yer tutuyor.
İtibarı oluşturan ya da yerle bir eden haber ve haberciden bahsetmeye çalışacağım.
Haber, haberci ve ajans kısmında bir de kitle tarafı var. İş dijitalleşince içerik, içerik üreticisi ve mecra diye adlandırabilir, kitleye de takipçi diyebiliriz. İtibar kazanılması zor kaybedilmesi kolay bir olgudur. Bir haber üretildiği zaman hangi itibar alanlarına dokunuyor bakmak gerekir. Kişinin itibarı söz konusu oluyor. Kurum ve markanın itibarı da söz konusu olabiliyor. Ürün itibarı diğer bir başlık. Haberin geçtiği şehir söz konusu ise şehir ve ülke de düşünülebilir. Değerler de bu listeye eklenebilir.
İtibar kavramını sorduğumuzda saygınlık ve güvenilir olma gibi kavramlar çıkıyor karşımıza. Takdir edilen, değerli ve güvenli kurumlar daha itibarlı olarak algılanıyor. Bazıları şöhretli olmayı da itibarlı olarak görüyor ama itibarın şöhretli olmak olmadığını geçmişten bugüne görüyoruz.
Medya olumsuzluklar kadar olumlu haberlere de yer vermeli ki itibarı yükseltmeliyiz.”
Programın sonunda teşekkür konuşması yapan TİMBİR Başkanı Dr. Süleyman Basa, “Yararlı bilgiler için konuşmacılarımıza teşekkür ediyorum. Dördüncü oturumun ardından Kültür ve Turizm Basın Elçisi sertifikamızı da herkese göndereceğiz. Teşekkür ediyorum…”