Samet Memiş


İnsanlar hayatta yaptıkları işlevleri ile gönüllerde ya bırakırdı kendilerini, yada silinip giderlerdi ebedi.

İnsanlar hayatta yaptıkları işlevleri ile gönüllerde ya bırakırdı kendilerini, yada silinip giderlerdi ebedi.


Yine mevsimler geçecek, yine yapraklar düşecek, gönüllerin gemisinden inenler, geri dönmeyecek bir daha…  Ki dönemeyecekler.

 

Hızla menziline giden geminin ardından öylece baka kalacaklar ”.


Eskiden ayrılık sahneleri çok dramatik olurdu. İster tren, ister vapur (Kara yolları o kadar gelişmemişti) ayrılanlar önce peronda birbirlerine sarılır, uzun süre ağlaşırdı. Sonra beyaz mendiller çıkar (Tercihen ipek) bu mendillere gözyaşları akıtılır, önce ağır ağır sonra telaşla sallanmaya başlardı. (Burada “Uzanıp giden o tren yolları”

(Mendiller sallanırdı. Kağıt mendil çıkalı bez mendil kayboldu. Artık gidenlerin ardından mendil sallamak da yok). Tâ ki gidenle kalan birbirlerini kaybedinceye kadar. Ayrılığın acısı o kadar güçlü idi ki; bazen ayrılanlar gerçekten kendilerini kaybederlerdi. O sebeple şöyle denilmiş: “Ölüm ile ayrılığı tartmışlar. Elli gram ağır gelmiş ayrılık”.

Eski ayrılıklar niçin bu kadar yakıcı, kavurucu oluyordu acaba? Samimiyetin derinliğinden, hakikiliğinden, aşkların şiddetinden mi? Yoksa o dönemlerdeki ulaşım ve iletişim imkânlarının yetersizliğinden mi? Hani gitmek var, dönmek şüpheli… Şimdiki nesiller hemen ikinci ihtimalin doğru olduğunu söyleyeceklerdir bu arkadaşlara:

(Şimdiki nesiller ne doğana doğru-dürüst seviniyor, ne ölene doğru-dürüst ağlıyor. Ama ilk defa yeni nesillerin bir gidene radikal bir şekilde sevindiğini gördük.

 

Geçtiğimiz gün Isparta Belediyesi devir teslim işleminde giden Başkan'ın ardından anlamsız, duygusuz, boş bakışların teyakuzünü izledik hep beraber... Belediye'den ayrılıncaya kadar mutsuzluğun tavan yaptığı anlara şahitlik yaptık. Giden, gönüllere kazınamamıştı çünkü," Bir sürü anlamsız hareketleriyle çekti gitti nihayet...

 

İnsanlar hayatta yaptıkları işlevleri ile gönüllerde ya bırakırdı kendilerini, yada silinip giderlerdi ebedi.