Türkiye Siyaset Tarihinin Duayen İsimlerinden Merhum Dr. Sadettin Bilgiç'in Hatıralarım İsimli Kitabından, Kocatepe Camii'nin Temelinin Atılması hadisesinden bahsederken, o zamanların siyaset, stk ve tüm kamu kurum ve kuruluşların dini mekanlara bakış açılarından bahsetmiş. Merhum Bilgiç, devlet adamlığı kimliğiyle o günün zor şartlarında tüm dışlamalara rağmen tek başına Ankara Kocatepe Camiisi'nin temelini atmıştır.
Çoğunluğu müslümanların yardımıyla çok az bir bütçesi de devletten finanse edilerek ancak 20 sene sonra 1988'de zamanın başbakanı olan merhum Turgut Özal tarafından açılışı gerçekleştirilebildi. Zamanın devlet adamlarının ve idarecilerinin Diyanet, Camii ve İmam Hatiplilere bakış açısını net bir şekilde gözler önüne sermiş.
Kocatepe Camii'nin Temelinin Atılması
Ankara'da yapılması kararlaştırılan Koçtepe Camii için çalışmalar sürüyordu. Temelini atmak ise Miraç Kandili olan 30 Ekim 1968'de Ulaştırma Bakanı olarak bana nasip oldu. Rahmetli İsmail Hakkı Yılanoğlu Türkiye Diyanet Sitesi yaptırma ve Yaşatma Derneği başkanı Ali Rıza Hakses Diyanet İşleri başkanıydı. Komünistlerin gemiyi azıya aldıkları, en hızlı oldukları bir zamana rastladığı için, hükümetten temel atma törenine benden başka kimse gelmemişti. Bu Ankara'da Cumhuriyet döneminde muhteşem ilk cami ve külliyesinin inşaatının başlangıcıydı.
Cami inşaatına vatandaşlar büyük katkıda bulunmuşlardı. Bütçeden de yardım sağlandı. Fakat bunlar inşaatın tamamlanması için yeterli olmadı. 1981'de toplanan dernek genel kurulu, yönetim kurulunun önerisine uyarak derneğin feshedilmesine ve Kocatepe Camii inşaatı dahil bütün mal varlığının alacak ve borçlarla birlikte Türkiye Diyanet Vakfı'na devredilmesine karar verdi. Diyanet Vakfı'nın imkanlarını seferber etmesi sonucunda tamamlanan Camii, 28 Ağustos 1988'de zamanın başbakanı rahmeti ve Turgut Özal tarafından ibadete açıldı.
Ankara Gazi Mahallesi'nde cami ve imam hatip okulunun temelini de 1968'de ben attım.Yüzde 99'u Müslüman olan bir milletin din hizmetlerini görecek din adamı yetiştirilmesi kendi haline bırakılamazdı. Tevhid-i Tedrisat kanununa uygun bu okulların açılması gerekli idi.
1948 yılında CHP'nin kahir ekseriyeti ile ktidarda bulunduğu dönemde İmam Hatip Liseleri açılmaya başlandı.
İlköğrenimin 8 yıla çıkarılmasına kadar İmam Hatip liselerinin halk tarafından inşa ettirilip (yaptırılıp) Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılması devam etti. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitimi yapılan bu okullardan yetişen gençlerin üniversite de giriş sınavlarında başarılı olmaları, sınavları kazanmaları, bazı çevrelerde irticaya açılan kapı olarak gösterildi. Bilgili din adamlarından, ehli sünnet vel cemaat olan insanlardan topluma zarar değil ancak yarar gelir.
Buna rağmen bugün bu gençlerin yalnız ilahiyat fakültelerini girebilmeleri ve Harp Okulu başta diğer yüksek okul ve üniversitelere alınmamaları fevkalade yanlıştır. Doktorun, Hakimin, kaymakamın, valinin dini bilgilerle mücehhez olması manevi dünyasının boş olmasından iyidir. Aslında İmam Hatip okulların kapatılacağına 2 yıl hazırlık sınıfı konulup ilmihal ve manasını bilerek tecvit üzerine Kur'an öğretilmesi gerekir. Esasen büyük bölümü din adamı olacak bir genç için bu zaruridir.
Ne yazık ki bugün Bu kapı kapatılarak %99'u Müslüman olan memlekette din eğitimi başıboş bırakılmaktadır. Asıl irtica ya kapı açacak yol budur.

