CHP’li Konyaaltı Belediyesi’ne ilişkin mali denetim raporu, kamuoyunun uzun süredir şüpheyle baktığı işe alım süreçlerine dair çarpıcı tespitler içeriyor. Bahçıvan, çoban, tesisatçı olarak alınan onlarca kişinin kısa süre içinde mimar, mühendis ve benzeri yüksek maaşlı kadrolara geçirilmesi; “Bu kadar da olmaz” dedirtiyor.
Mesele yalnızca bir meslek kodu değişikliği değil. Mesele, kamu vicdanı.
8 Şubat 2024’te belediye, Antalya İŞKUR İl Müdürlüğü’ne 70 işçi alımı için başvuruyor. Ardından portakal, limon, fasulye yetiştiricisi; hayvan bakıcısı; sıhhi tesisatçı gibi kadrolar için ilan açılıyor. İlan süresi 9-13 Şubat 2024.
Kâğıt üzerinde her şey usule uygun görünüyor.
Ancak denetim raporuna göre, belediyenin kurumsal internet sitesinde “sınava girmeye hak kazanan adaylara” ilişkin herhangi bir duyuru yer almıyor. Şeffaflık iddiasındaki bir belediye için bu ciddi bir eksiklik değil mi?
Daha da önemlisi, “başkanlık oluru” ile 63 kişi sürekli işçi kadrosuna atanıyor.
Sorulması gereken soru şu:
Bu kişiler gerçekten ilan süreci sonunda mı belirlendi, yoksa süreç baştan mı tasarlandı?
Denetim raporunun en dikkat çekici kısmı ise 5 Mart 2024 tarihli karar.
Başkanlık oluru ile belirlenen mesleklerde sınav açılıyor. 9 Mart’ta yapılan sınavın ardından 11 Mart’ta yeni bir başkanlık onayı geliyor ve 70 işçi; mühendis, mimar, hemşire, grafiker, fizyoterapist, kontrolör, büro işçisi gibi bambaşka kadrolara geçiriliyor.
Dikkat çekici olan şu:
Bu 70 kişiden 63’ü, 22 Şubat’ta sürekli işçi kadrosuna alınan isimler.
Yani önce işçi olarak giriliyor, ardından çok kısa sürede daha yüksek maaşlı, daha “rahat” pozisyonlara geçiliyor.
Tesadüf mü?
Rapora göre bazı alımlar, norm kadro yönetmeliğinde yer almayan meslek kodları üzerinden yapıldı. İlan şartlarının sonradan esnetildiği, duyuruların kurumsal sitede yayımlanmadığı da tespitler arasında.
Kamu kurumlarında işe alım, yalnızca bir idari işlem değildir. Aynı zamanda liyakat ilkesinin test edildiği yerdir. Hele ki işsizlik oranlarının yüksek olduğu bir ülkede, her kadro binlerce genç için umut demektir.
Eğer süreç gerçekten formaliteye indirgenmişse, burada yalnızca bir mevzuat ihlali değil; kamu hakkının ihlali söz konusudur.
Yerel yönetimler, merkezi iktidarı eleştirirken en sık “liyakat” ve “şeffaflık” vurgusu yapıyor. Bu nedenle belediyelerin attığı her adım daha dikkatle inceleniyor.
Konyaaltı Belediyesi’ne ilişkin bu rapor, siyasi açıdan da ciddi sorular doğuruyor:
İşe alım süreci gerçekten rekabete açık mıydı?
Meslek kodu değişiklikleri neden bu kadar kısa sürede yapıldı?
Norm kadro düzenlemesi nasıl aşıldı?
Bu soruların net ve belgeli biçimde yanıtlanması gerekiyor.
Çünkü kamu yönetiminde güven, bir kez sarsıldığında geri kazanmak zordur.
Ve unutulmamalı:
Kamu kadrosu kimsenin özel mülkü değildir.