Bana doğduğum başak sarısı tarlalarda, orada çocukken topladığım kır menekşesi (arsızeniş), Cevdet'in bağından çaldığım laleleri, bostanlardan karpuz içi yiyerek büyüdüğüm Behzat Perviz sokak ağzı mavi boyalı evi, seccadeci Hüseyin amcayı, sevgili arkadaşlarım Selam, Berivan, Aysel, Faysal, Dursun, Yılmaz ve Cahide'yi daha neler neler hatırlattın bir bilsen...
Yüksek dut ağacını (annem hep dikkat et derdi bana ki; kızlar seni seyretmesin yüksek dut ağacından diye... Kırık ayaklı Hasankeyf köprüsü, dibindeki çakıl taşlarını, karşıdaki kadayıfçı, simitçi, yüksek kahvenin altındaki uyuşuk gazeteci (Batman postası gazetesini iştahla okurdu nalburcu Tevfik şekerci Osman amca tespih çekmeye hasret gitti (ne kadar iyi bir insandı) berber hacıyı, salepçiyi... Neler neler... Çok güzeldi bizim çocukluğumuz... Nurlar içinde yatsınlar... Bizi bırakıp giden büyüklerimiz...